8 Temmuz 2013 Pazartesi

DÜNYANIN EN NAMUSSUZ ADAMI AK PARTİ'Lİ




DÜNYANIN EN NAMUSSUZ ADAMI...
BİR AKP'Lİ...
TAYYİP'İN CANI CİĞERİ...
5 CİNAYETİ TAYYİP'CE ÖRTBAS EDİLDİ...



        Katil, hırsız, dolandırıcı, rüşvetçi, kara paracı, tarihi eser kaçakçısı, hortumcu, yağmacı, sahtekar, uyuşturucu satıcısı, başkalarının nikahlı karısını parayla kandırıp kendilerine metres eyleyen şerefsiz namussuzlar sürüsünün, Vatandaş Kenan'a açtığı "hakaret davaları"nı  ibretle ve hayretle okuyun...  Hırsız Tayyip sen de oku:
                                                                    DAVA:1




İMZA: ESKİŞEHİR CUMHURİYET SAVCISI CEMAL GÜRSEL SARICA-34783
Ilgaz mafyasının yalakası bu savcıyı dürüstlüğe ve unuttuğu görevine davet ediyorum.


  ESKİŞEHİR 2. SULH CEZA MAHKEMESİ'NE
Soruşturma No: 2008/7042
Esas No             : 2008/5539
İddianame No   : 2008/2537

YAZILI SAVUNMA DİLEKÇEMDİR

Sayın Hakim,

Öncelikle Mahkemenize saygılarımı sunuyorum.

Avukatlar, temsil ettikleri ve parasını yedikleri şahıslar adına konuşurlar ve suçlu da olsalar bu kimseleri aklamanın yollarına giderler. Belgeler ve hainlikler sayın  avukatları enterese etmez. Onlar sadece alacakları parayı bilirler. Ilgaz mafyasının sayın avukatı da, parasını yediği cinayet zanlılarını, banka hortumcularını, sit alanı yağmacılarını, tarihi eser kaçakçılarını aklamanın yolunu bulamayınca şahsıma çamur atmanın yollarını arar fakat bulamaz. Bu sayın avukatın önüne "suç delili belge" diye  "iftiralar" sunarlar. Sayın avukat da bunları yer ve şahsıma yeni davalar açar. Temsil ettiği hainlerin kimliklerini dahi araştırmaz,  çünkü paraya ihtiyacı vardır. Fakat yediği bu paralar temsil ettiği katiller tarafından bir gün kendisine zehir edilebilir.  Mahkemeniz huzurunda bu sayın avukatı uyarıyorum ve lüzumsuz olaylarla şişirdiği iddialarına geçiyorum: İddianamede "şikayet unsuru" olarak gösterilen mesajlar 07/04/2008 tarihinde gönderildiği iddia ediliyor. Şahsımı suçlayacak delil bulamayan sayın avukat, sekiz ay sonra dava açmaya karar veriyor. Oysa bu sayın avukata o kadar çok malzeme verdim ki, bu malzemeleri kullanmak işine gelmiyor: "Katil, hırsız, dolandırıcı, sahtekar, sit alanı yağmacısı, hortumcu, rüşvetçi" sözlerim, aşağıdaki iddiaların yanında çok basit ve sönük  kalmış olmalı. Sayın avukatın "dürüstlüğüne" uyuyorum ve iddia edilen konulara açıklık getiriyorum:

İddia 1: "Şikayetçiyle şüphelinin olay tarihinden önce aralarında husumet bulunduğu..."

Cevap 1:  Ilgaz mafyası ile aramda bir husumet  (yani düşmanlık) olmadı. Eğer varsa, sayın avukat bunu mahkemeye yazılı olarak husumeti ayrıntılarıyla açıklasın. Bir nüshasını da şahsıma versin. Ilgaz mafyası (Özellikle Şenol Ilgaz isimli şahıs)  devletimize karşı çok sayıda yasadışı işlere bulaştı. Baktım ki devletimin savcıları görevlerini yapmıyor, "gönüllü olarak savcılığa soyundum". Devletim adına bu yasadışı işleri belgeleyerek ilgili makamlara suç duyurularında bulundum. Sorumlu vatandaş olmanın gereklerini yerine getirdim. Eğer düşmanlığım olsaydı, aşağıda ileteceğim şahsi konularım hakkında suç duyurularında bulunurdum. Oysa devletimize karşı işlediği yasadışı suçlarına ilgi duydum ve ilgili makamlara ilettim.

İddia 2: "Şüphelinin (yani şahsımın)  7/04/2008 günü şikayetçinin kullanmış olduğu cep telefonunu arayarak görüşme yapmaksızın kapattığı..."

Cevap 2: Bu iddia doğrudur. Şikayetçiyi aradım fakat görüşme yapmadım. Bunun neresinde suç var? Bu şikayetçi şahsımı hangi telefonlardan kaç defa  arayarak önce anlaşma teklifleri yapmış, kabul etmeyince de ana-avrat küfürler etmiş,  bu konular hakkında sayın avukata bilgi vermişler mi, sorulması... Aşağıda ileteceğim telefon numaralarından  şahsıma ait 0536 304 75 31 nolu telefonum aranarak hangi tarihlerde ve ne kadar konuşma yapıldığının tesbiti için  telefon şirketlerinden bilgi talep edilmesi...  İşte bunlar araştırılırsa, kimin kimi aradığı da ortaya çıkar. İşte 0536 304 75 31 nolu telefonumu arayan, açtığımda hep karşıma Ilgaz mafyasının babası Şenol Ilgaz'ın  çıktığı, sonra da ana-avrat küfürler yağdırdığı numaralar:
0312 425 75 00 - 2005 senesinde bu telefon numarasından 0536 304 75 31 nolu telefonumu arayan Şenol Ilgaz, şahsımla 2 saat konuşmuştur. Yasadışı işlerini ihbar etmemin yanlışlarından bahsetmiş ve şahsımı iki saat boyunca iknaya çalışmıştır. Hatta Ankara'ya davet etmiş, krallar gibi ağırlanacağımı söylemiş, yol masrafını da göndermek istemiştir. Şahsımı emekli edeceğini, şahsımı parayla ihya edeceğini ve her şeyin para olduğunu anlatmaya çalışsa da şahsımı bir türlü ikna edememiş, sonra da küfürleri basmaya başlamıştır. Bu numaradan arandığım tesbit edilirse, aynı gün aynı telefondan kaç defa arandığım da ortaya çıkar. Tahminen 30 defa... Ettiği ana-avrat karışık küfürleri tesbit edilemez fakat kaç defa arandığım ve ne kadar konuşulduğu bulunabilir. Sadece yasadışı işlere  kafası çalışan bu hain adama her zaman aynı cevabı verdim: Para her şey değildir. Onur güzel şeydir.
Yasadışı işler konusunda şahsımı ikna etmeye çalıştığı diğer üç  numara: 0212 661 01 23 - 0222 224 00 84 - 0222 224 00 82... Özellikle şöyle demiştir: "Paran yoksa sen bir hiçsin... Bak benim yaşantıma, sen de krallar gibi yaşa... Para, para, para..." Aynen böyle. Adalet Bakanlığı'ndaki dilekçemde de aynen ifadem  böyle. Yine kabul etmedim. Ana avrat küfürler ettikten sonra ilave etti: "Salak herif, sen sıçtığım bok bile olamazsın... İstediğin yere git ve beni şikayet et. Düzen bu, sen mi değiştireceksin? " Yine sabırlı davrandım ve hiç bir zaman küfür etmedim. Çünkü para her şey değildi. Onur en güzel şeydi...
Şahsımı bir türlü ikna edemeyen Şenol Ilgaz  0555 437 97 83 numaralı hattan şahsıma mesajlar yağdırmaya başlar. Bu mesajların içinde eşimle ilgili çirkin iftiralar da mevcuttur. Bu vatan hainleriyle yaptığım mücadeleye şahsi konularımı karıştırmamak adına, aynı seviyeye düşmemek adına  gönderilen çirkin mesajları hiç bir surette kaale almadım ve şikayetçi olmadım. Çünkü bir insanın onuruyla yaşaması  en güzel şeydi. Bu numaradan şahsıma çekilen mesajlar tesbit edilebilir.
Telefonumu her açtığımda Şenol Ilgaz'la karşılaştığım numaralar: 0533 281 38 41, 0532 213 37 33, 0222 230 75 61, 0222 225 74 55, 0222 322 21 55, 0532 312 36 74, 0532 284 83 19, 0533 343 82 94, 0533 499 14 14, 0222 234 16 60, 0532 213 92 53, 0536 255 13 04, 0222 230 33 66, 0222 230 75 61  Bu numaraların araştırılması... Sonra çiçekçilik yaptığını tesbit ettiğim bir torunu da 0532 377 17 48 ve 0505 320 01 38 numaralardan şahsımı çok defa aradı ve aynı dedesinin ettiği  küfürleri yağdırdı. "Hain dedesine çekmiş" diyerek umursamadım. Çünkü bu mücadelemde şahsi konularıma kesinlikle yer vermedim.  Mahkemenizde görülen  İsmail Ilgaz'a "Hırsızın oğlu" ve "mafya" sözlerimden dolayı şahsıma bir başka dava açılmamış olsaydı, İsmail Ilgaz'ın şahsıma gönderdiği ölüm tehditlerini ve küfürlerini görmezden gelip kapatacaktım. Şahsıma gönderilen belgeli mesajları hatırlatırım: "Sen hamsalaksın götoğlan." ,  "Aç dinle korkak pezevenk." ,"Senin de sonun böyle olacak hamsalak.", "Vilayet meydanında götüne sokarım.",  "Sende sike sürülecek akıl yok." ,  "Kalan aklını da yakında alacaklar."
Daha sonra İsmail Ilgaz yine mesajlar çekmeye devam etmiştir: 20 Nisan 2008 Saat:11.17   Gönderen: 0533 343 82 94   Aynen yazıyorum: "Ananın amına taşı sümüklü", 10 Nisan 2008 Saat 20.05 Gönderen : 0533 343 82 94 Aynen yazıyorum: "Ananın amında babasına göt vermiş sümüklü"... Ilgaz mafyasıyla şahsi bir meselem olmadığı için bu küfürler hakında şikayetçi olmadım. Doğruluğunu araştırabilirsiniz...

İddia 3: "Şikayetçinin yanında bulunan  ve birlikte oturdukları  arkadaşları olan Zeki Ünal ile Aytaç Çınar'a ait 0532 213 92 54  ve  0533 397 72 23 nolu telefonlar ile  şüpheliyi aradığı, ancak bu telefonlara cevap vermediği..."

Cevap 3: Bunun neresinde suç var anlayamadım? Şahsımı arayan numaraları açmam veya açmamam için sayın avukata mı danışmalıyım?. Arayanın Şenol Ilgaz olduğunu zaten biliyordum, ne diye açıp ana avrat küfür yemeye devam edeyim? Aytaç Çınar'a ait 0532 213 92 54 nolu telefondan uzun zaman önce aranmıştım ve karşıma Şenol Ilgaz çıkmıştı. Aynı gün (07/04/2008) Şenol Ilgaz'a ait 0532 312 36 74 nolu hattan arandım ve açtım, Şenol Ilgaz bol bol küfürler yağdırdı fakat telefonu kapatmadım, "Küfürlere devam et, deşarj ol, rahatlarsın" dedim. Sonra bu telefonu hiç tanımadığım "kültürlü" bir şahıs  eline aldı ve benimle 45 dakika görüştü. İddianamede adı geçen Zeki Ünal ya da Aytaç Çınar olabilir. Bu şahısı tanımıyorum. Ilgaz mafyasının beş numaralı mafya babası Asım Çınar'ın oğlu olabilir. Kendisini Şenol Ilgaz'ın avukatı olarak tanıtan ve adının "Mehmet" olduğunu söyleyen bu şahısın dürüst ve samimi konuşması karşısında sorduğu her soruya cevap verdim. Şenol Ilgaz'ın, sahtekarlık yaparak oğlumun evini icralarla talan ettiğini ve bunun gasp olduğunu fakat şikayet edecek bir merci bulmadığımı anlattım. Başsavcı Vekili'nin şikayet dilekçelerimi yırtıp alay ettiğini, masumları ezenleri de koruduğunu, Şenol Ilgaz'ın çocuğumla değil, eğer şahsi bir düşmanlığı varsa şahsıma karşı savaşmasını anlattım. Yasadışı işlerini ilgili makamlara ihbar etmeye devam edeceğimi söyledim. "Ben çocuklarıyla uğraşmıyorum, o da benim çocuklarımı karıştırmasın" dedim. Bu şahısın "Gel seninle buluşalım, bu işleri oturup konuşalım, son noktayı koyalım, her ne istiyorsan adını da sen koy, anlaşalım" sözlerine "Benim anlaşacak bir durumum yok, Şenol Ilgaz olması gereken adalet önünde hesap verecek" dedim. Bu şahıs ertesi gün tekrar arayacağını  ve buluşma konusunu düşünmemi istedi.  45 dakika süren bu konuşmada başka konu olmadı. Şenol Ilgaz'ın 0532 312 36 74 nolu hattı için 07/04/2008 günü akşamı kimlere telefon ettiği ve 45 dakika kiminle görüştüğü Türkcell şirketinden talep edilirse, bu konuşmanın doğruluğu şüphesiz teyid edilecektir.

İddia 4: "Şüphelinin 07/04/2008 ve 08/04/2008 tarihlerinde Zeki Ünal'a ait 0532 213 92 54  nolu telefona ve Aytaç Çınar'a ait 0533 397 72 23  nolu telefona mesaj çekerek özetle "Unuttum bir ayrıntı daha var, size son darbem olacak, hani altın vuruş derler ya yakında..."

Cevap 4: Bu iddia tamamen doğrudur ve söz edilen mesajı Şenol Ilgaz'ın telefonu sanarak her iki telefona çektiğim gibi Şenol Ilgaz'ın 0532 312 36 74 nolu telefonuna da çektim.   Başkalarının telefonlarını kullanmayı alışkanlık haline getirmeyip sadece  kendi telefonunu kullansaydı, iddianamede söz edilen numaraları ben nereden bilip de mesaj çekecektim? Şenol Ilgaz'ın telefonu sanarak mesaj çektim. Cevap alamadım, diğer numaraya mesaj çektim. Hatta kendi numarası olan 0532 312 36 74 hatta da mesaj çektim. Başkalarının numarasını kullanmaktan vaz geçse, bana da malzeme vermese, biraz da dürüst olup çocuğumla uğraşmasa neden mesaj çekeyim? Söz konusu mesajın açıklamasına gelince: Bu "altın vuruş" olarak söz ettiğim "darbe" bir cinayettir. Ilgaz mafyasının işlemiş olduğu üçüncü cinayettir. Aydınlatmaya çalıştığım bir zamanda Başsavcı tarafından cezaevine postalandım fakat çıkınca sonuçlandırdım. İşlemiş oldukları iki cinayeti belgeledim fakat sayın savcılarım ilgi göstermedi. Bu iki cinayet aydınlandığı zaman üçüncü cinayetlerini belgeleriyle ortaya sereceğim. Eğer mahkemeniz bu üç cinayete ilgi gösterirse, bilinen iki cinayete mahkemenizde "altın darbe" olarak nitelendirdiğim üçüncüsünü de sunabilirim. Eğer isterseniz, şahsımı İstanbul Adli Tıbb Kurumuna havale ettiğiniz ve bu Kurum'un 27 Ocak 2009 gününe randevu verdiği "raporum"un hemen sonrasında eğer mahkemeniz bu talebimi uygun görürse belgelerle sunabilirim. "Son darbe"min ve "altın vuruş"un anlamı işte bu üçüncü cinayettir. Sayın avukat bu canilerden uzak dursa kendine bir iyilik yapmış olur. Bu şahısların zaten savunulacak bir tarafları yoktur.

İddia 5: "Şüphelinin iddianamede sözü edilen iki telefon numarasına  "Namussuz hırsız Şenol Ilgaz, seni dağa kaldırmışlar, götüne şişe sokmuşlar" dediği, bu mesajları şikayetçi ve arkadaşlarının okudukları..."

Cevap 5: İddia edilen mesaj kısmen doğru. Ancak, yukarıda (4. cevapta) belirttiğim gibi, söz edilen mesajı Şenol Ilgaz'ın telefonu sanarak her iki telefona çektiğim gibi Şenol Ilgaz'ın 0532 312 36 74 nolu telefonuna da çektim.   Başkalarının telefonlarını kullanmayı alışkanlık haline getirmeyip sadece  kendi telefonunu kullansaydı, iddianamede söz edilen numaraları ben nereden bilip de mesaj çekecektim? Şenol Ilgaz'ın telefonu sanarak mesaj çektim. Cevap alamadım, diğer numaraya mesaj çektim. Kendi numarası olan 0532 312 36 74 hatta da mesaj çektim. Neden başkalarının telefonlarıyla şahsımı arıyor? Kendine ait telefonla şahsımı aradı da açmadım mı?Başkalarının numarasını kullanmaktan vaz geçse, bana da malzeme vermese, biraz da dürüst olup çocuğumla uğraşmasa neden mesaj çekeyim? Söz konusu mesajın açıklamasına gelince: Bir internet sitesinde Şenol Ilgaz'la ilgili bir  haber okudum: "Parasını ödemediği işçileri tarafından önce kireç kuyusuna atılan Şenol Ilgaz, işçilerine ödeme sözü vermiş fakat bunu yine yerine getirmemiş ve alacaklı olan bu işçileri Şenol Ilgaz'ı kıstırıp dağa götürdükleri ve alacaklarını alamayınca da kıçına şişe soktukları" yazıyordu. "İşçilerine para ödemediği" kısmına inandım çünkü bunlara çok kere şahit oldum. Hatta emekliliği gelmiş yaşlı bir işçisini, emekli ikramiyesini vermemek için öldüresiye dövdüğüne, yerde yatan zavallı adamın üstüne çıkıp tepindiğine  şahit oldum ve bunu Başsavcı Vekili  Coşkun Mutluer'e de bildirmiştim. Fakat "dağa kaldırılıp şişe sokulduğu" kısmına inanamadım ve araştırdım. İşçilerinden birine ulaştım ve doğruluğunu teyid etti. Olayın vuku bulduğu tarihte Mersin'de idim. Eskişehir'de olsaydım bu haber benden kaçmazdı. Bu konuyu Sayın Başbakan'ımıza mektupla iletmeden önce Şenol Ilgaz'a sorup "doğru olup olmadığını" öğrenmek istedim. Mesajım aynen şöyledir: "İşçilerin Seni dağa kaldırmışlar, götüne de şişe sokmuşlar, doğru mu?" Başkalarının telefonlarını kullanmayı alışkanlık haline getiren Şenol Ilgaz'a mesajla değil de telefon açıp sorsam, küfürle karşılık veriyor. Mesaj çekip cevap bekledim, gelmeyince bir başka numarayla... Kendi numarasıyla aradı ve ben de açtım, "Cevap 3"deki küfürler ve konuşmalar oldu. Söz konusu numaraların başka şahıslara ait olduğunu bilseydim mesaj çekmezdim. Fakat bu hata Şenol Ilgaz'ındır, 0532 312 36 74 nolu telefonunu küfür edeceğini bile bile hep açtım. Keşke başkalarının numarasından şahsımı aramasaydı. İddianamede geçen "hırsız" ve "namussuz" kelimelerini zaten çok mektuplarımda kullandım. Elimde hırsızlıklarının belgeleri var ve hiç bir savcım elimden almadığı gibi, siz sayın hakim de "Bu belgelerin geçerli olmadığını" söylediniz. Oysa hırsızlık, belgeliyse hırsızlıktır ve bunun TC adaletinde yeri ve cezaları var. Yargı önüne çıkarılmadığı sürece hırsızlık zanlısı olarak hep kalacak. AK'lanmak istemediği sürece ve hırsızlıkların belgesi şahsımda olduğu sürece "hırsız" kelimesine alışmak zorunda. Ayrıca, bir başka erkeğin nikahlı kadınını "para ile kandırıp" kendine metres yapana ne derler, sayın Hakim? Başkalarının nikahlı kadınına göz koyan namussuz demezler mi? Bu durumun örf, adet, gelenek ve göreneklerimizdeki adı ve yeri nedir? Şenol Ilgaz'ın para ile kandırıp kendisine metres eylediği kadının kocasını mahkemenize getireyim mi? Ne şekilde ve hangi durumlarda bu kadını kandırıp kendisine metres yaptığını bu "koca" bizzat anlatsın mı? Ben dinledim ve erkek olmaktan utandım.

Mahkemenize sunulan her iddianın mutlaka dürüst bir cevabı olmalıdır. Yalana ve dolana sapmadan. Doğruluğunu taahhüt ederek anlattığım bu dilekçemdeki her olayın ve konunun açıklamaları mahkemenizce yeterli görülmezse, ilgili şirketlerden telefon kayıtlarını istemek ve doğrulara ulaşmak mahkemenizin görevi olmalıdır. Şenol Ilgaz'ın "parayla kandırdığı" evli bir kadını kendine metres eylemesi de bu yazılı ifademdeki en vahim ve utanılması gereken bir olayıdır. Sayın avukat bu konuların derinlerine inmek isterse, bence hiç karıştırmasın ve utanmayı bilmeyen bu şahıslardan uzak dursun. Israrla devam etmek istiyorsa daha mantıklı iddialarla mahkemeleri oyalasın. Sayın savcılarım ve sayın Hakimlerim, Ilgaz soyadlı bu suç makinalarını TC Adaletinin huzuruna çıkarmadıkları sürece, devletimiz her gün biraz daha kaybediyor. Çünkü iddiadan öte belgelediğim suçlarına aynen devam ediyorlar. Fakat nereye kadar? Israrla sürdürdüğüm bu mücadelemde Ilgaz soyadlı bu şahsılar, olması gereken TC Adaleti önünde yakında hesap verecekler ve hak ettikleri deliğe girecekler. Hiç şüphem yok.

Bu dilekçemde hiç bir surette "hakaret" içeren kelime ve cümleye yer vermedim. Bir başka mahkemede değil de bizzat 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde kaale alınması ve işlem yapılmasını istirham ederim. İddia ettiğim belgeli gerçeklerin arasında hiç bir zaman şahsi konularım olmadı. Mahkemenize ya da şahsınıza karşı saygısız bir tavır içinde de olmadım. Üslübumda bir saygısızlık varsa Yüce Mahkemenizden  özür diliyorum. Fakat haksızlıklara da tahammül edemiyorum. İddianame lüzumsuz konularla şişirilmiş olduğundan, mahkemenizin bu konulara  itibar etmemesini, cinayet ihbarlarımı kaale almasını saygılarımla arz ediyorum ve   "beraatimi " talep ediyorum. Ilgaz soyadlı bu şahısların, devletimize karşı işlemiş oldukları suçlarından dolayı Adalet önünde hesap sorulması taraftarıyım. Suç cezasız kalmamalıdır. Cezasız kalırsa arsızlaşırlar, yüzsüzleşirler ve işte böyle her tarafından pislik akan bir suç makinası haline dönüşürler. Bu vatan hainleri şahsıma dava üstüne dava açmakla, aslında kendi kuyularını kazıyorlar... Bence bir mahsuru yok, aynen devam etsinler.

Mahkemenize saygılarımı sunuyorum. 15/12/2008

Kenan Akkuş



İlk duruşmadan sonra Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt,  Katil Şenol Ilgaz'ı AK'lamak için beni Adli Tıp Kurumu'na  sevk etti. Fakat deli raporu aldırmayı beceremedi. İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu "Akli ve ruhi durumu yerindedir" raporu verdi.

Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt, Adli Tıp Kurumu'nun raporunu beğenmedi, defalarca sevk etti fakat mahkemeye gerekçelerimi sunarak gitmedim.

Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt, Eskişehir 3. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi  Murat Karahisar'dan yardım istedi. Bu hakim beni tek celsede yargıladı ve Adli Tıp Kurumu'nun raporuna rağmen beni Bakırköy Akıl Hastanesine kapattı. 

İftira dolu iddianameyi hazırlayan  Savcı Celalettin Karanfil'di. Eskişehir Ekipler Amirliği'nde görev yapan Ömer isimli Yozgatlı bir polis memuruyla bana tezgah hazırladı ve ellerim kelepçeli bir vaziyette Eskişehir Devlet Hastanesi'ne götürüldüm.

Psikiyatri Uzmanı Gönül Baylan Kaygısız, ellerim kelepçeli bir vaziyette beni görünce muayene dahi etmedi. Çok tehlikeli bir suçlu gibi olarak görmüş ve beni dışarı çıkartmıştı.  

Yozgatlı polis memuruyla doktor Gönül Baylan Kaygısız, hastanenin  polikiliğindeki muayenehane odasında uzun süre konuştular. Savcı Celalettin Karanfil ve Ilgaz mafyasıyla telefonda pazarlık yapan doktor Gönül Baylan Kaygısız, bol sıfırlı rüşvet karşılığında  "Kenan Akkuş'un Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kapatılması uygundur"  raporu hazırlamıştır. 

YUKARIDA İSMİ GEÇEN OROSPU ÇOCUKLARININ ANASINI AVRADINI SİKEYİM


Eskişehir Devlet Hastanesi doktoru Gönül Baylan Kaygısız'ın kocasını da götünden sikeyim... Orospu çocuğu, karısı fahişe Gönül'ü sikemiyor olacak ki Celalettin Karanfil isimli savcının ve Ilgazlar'ın  altına yatırıyor...  İbne pezevenk...

Kenan Akkuş

RÜŞVET YİYEREK SÜREKLİ SAYFALARIMIZI SİLEN FACEBOOK HESAPLARIMIZI KAPATTIK. BUNDAN SONRA SADECE TWİTTER’DEYİZ: 












BU RAPORU GÖTÜNE SOKACAĞIM, PİÇ ŞENOL...

SÜREKLİ RÜŞVET YİYEN FACEBOOK YÖNETİMİNİN HESAPLARIMIZI  KAPATMASI NEDENİYLE BUNDAN SONRA FACEBOOK'TA PAYLAŞIM YAPMAYACAĞIZ...

BUNDAN SONRA TEK HESABIMIZ BUDUR:



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder